İlk Adım İstanbul’dan Lozan’a  3240 km

İlk Adım İstanbul’dan Lozan’a 3240 km

Turizm sektörünün pek çok kademesinde çalışan ve uzun yıllar yöneticilik yapan Serkan Raşa; yaşamda değişiklikler yapmanın, hayallerine giden yolun ilk adımla başladığını düşünerek önce işini bırakıyor hemen ardından Lozan’da yaşayan kızına doğru attığı 4 milyon adımla ona unutamayacağı bir miras bırakıyor.

Bu yolculuğun hedefi neydi?

Bu yola çıkarken birinci hedefim kızıma hiç unutamayacağı bir miras bırakmaktı. Para, ev, araba, ev bırakırsın ama iyi yönetilmezse bunlar kaybedilebilir. Öyle bir şey yapayım ki kızım hiç unutamasın. Kalıcı olsun. Manevi değeri olsun istedim böyle düşünürken aklıma Lozan’a yürüyerek gitme fikri geldi. Ben de kızım cesur kararlar alsın, cesur adımlar atsın istediğim için yola çıktım. Bu farkındalık yürüyüşü fikrimi geliştirmeme sebep oldu ve ebeveynlere seslendiğim ‘Do Something For Your Children’ projesini başlattım.

Amaçlarımı üç temel başlıkta özetleyebilirim.

  1. Kızıma kalıcı bir şey bırakmak ve cesurca hareket etmesini sağlamak
  2. Farkındalık yaratmak çünkü ben kızımdan ayrı yaşıyorum ama elimden geldiğince onunla görüşmeye çalışıyorum. İnsanlar yakınlarında oldukları çocuklarıyla nitelikli ne kadar vakit geçiriyor? Bu konuda farkındalık oluşturmak istedim.
  3. Kendi içsel yolculuğum

Bu kararı nasıl verdiniz?

Uzun yıllar turizm sektöründeydim, üst düzey yöneticilik yaptım. Uçakçılık, acente ya da otelcilik pek çok bölümünde çalıştım. İşimde belli bir yere geldim.  Son zamanlarda ise kendimi çok sorguladım. Belli bir sistem var ve o sistemin içine girince bir girdap gibi kişiyi içine çekiyor ve kaybolmaya başlıyorsun. Ben güvenli alanımdan çıktım. Para akışımın güvenli olduğu alandan da çıktım. İşimi severek yapıyordum. İnsan ilişkilerim kuvvetli olduğu için genelde de başarılı bir yöneticiydim. Ama içindeki sesi dinlemek çok önemli. Çocukluğumdan beri içimdeki sesi dinlemenin önemini biliyordum.

Hedefinize ne zaman varmış olacaksınız?

Kızım için 3240 km yol yürüdüm. Yol bitti ama hedef bitmedi. Kızım bunu idrak edip karşıma geldiğinde ve bana ben de şunu yapmaya karar verdim dediğinde ve ondan sonra o adımı attığında hedefime ulaşmış olacağım.

Anneniz yazar, amcanız ressam. Ailenizde sanatkar insanların olması sizi nasıl etkiledi?

Ailemde sanatla ilgilenen çok kişi var. Annem Kıbrıs’tan çıkıp İstanbul Üniversitesinde okuyor. Bir sene Kıbrıs’ta öğretmenlik yapıyor. Sonra tekrar İstanbul’a gelerek bir yandan da yazarlık yapıyor. Evimize gelen insanlar çoğunlukla sanatla uğraşan insanlar oldu. Onların sohbetlerini çocuk yaşlarımdan itibaren duymam beni etkiledi. Neler yaşamışlar, nasıl davranmışlar.

Amcam Paris’te tanınmış bir ressamdı. 14 yaşında ilk sergisini açmış sonra İstanbul’da Güzel Sanatlar okumuş. Sonra da Paris’e yerleşmiş. Paris’e gidip tek başına ayakta kalmış. Ailenin imkanlarından bağımsız kendi hayatını kurmuş. Mesela amcam bana çok ilham vermiştir.

Siz seyahatlarinize kaç yaşında ve nasıl başladınız?

17 yaşımdayken seyahat etmeye başladım. 40’tan fazla ülke gezdim. Her sene bazen tek başıma bazen arkadaşlarımla dünyayı dolaştım.

 Aileniz seyahat isteğinizi nasıl karşıladı?

Bunu babama söyler söylemez hemen destek oldu. Hayatı gör dedi. Babamda 21 yaşında başlamış seyahatlerine.

Çocukluğunuzla kızınızın çocukluğu arasında ne gibi farklar var?

Çok yakın buluyorum. Ben de çok serbest büyüdüm. İki yaşında kreşe gittim. Moda Burnu’nda oturuyorduk. Üç yaşında tek başıma iki apartman ilerideki Moda parkına gidip eve gelebiliyordum. Saat veriyordu ailem işte o zaman o saatlere uymam bekleniyordu. Büyüdükçe bana verilen süre arttı. Akşam yemeğinde mutlaka evde oluyordum. Onun dışında serbesttim. Ailem disiplinliydi yine de gerekli olduğunda müdahale ederlerdi.

Mae İdil’in annesi yarı İtalyan, yarı İsviçre’li ve psikolog. Farklı bir kültürden. Siz de çok serbest bir çocukluk geçirmişsiniz. Bu kızınızı nasıl etkiledi?

Biz Mae’nin bir kişiliği olduğunu kabul ettik. Yaptığımız şeyleri onun için yapmadık. Bir buçuk aylıkken beş tane ülke gezdik. Aman dışarı çıkmayalım diye düşünmedik. Kızımıza işini kendisinin yapmaya başlayacağı görevler verdik. Bizim ailemizde de bu böyleydi. Kendi işini kendin yap. Zaman kavramını öğrenmesi çok önemliydi. Çocuğun kendi kişiliğinin olduğunu kabul etmek çok önemli. Mesela, Mae 7 yaşına bastıktan iki ay sonra uçakla yalnız başına İstanbul’a geldi. Uçaklarda 7 yaşından itibaren çocuklar tek başına uçağa binebilir. Böyle bir kural vardır. Öncesinde ona sorduk. Kızım tek başına seyahat etmeye hazır mısın? Düşündü.

‘Tamam, bunu yapabilirim’ dedi.  Ama eğer biz zorla yaptırmış olsaydık uçak içinde olabilecek herhangi bir korku ona fobi olarak kalabilirdi.

Yürümeye nasıl başladınız?

Hayatım boyunca spor yaptım, hareketli bir insanım. Ne zaman yürüsem mutlu oluyorum. Dünyayı dolaşmaya da meraklıyım, oralarda da yürüyerek yaşamlarla ilgili fikir sahibi oldum. Kendi konfor alanımdan çıktığımda, işimi bıraktığımda aklımda çok sorular vardı. Böyle düşünmek yerine kalkıp yürüdüm. Bundan sonra ne yapacağım? Kızım için ne bırakabilirim? Sonra sorularıma cevap bulmaya başladım, rahatladım. Yürürken meditatif bir duruma geçiliyor. Yürümek meditatif bir eylemdir. Sorularımın cevaplarından biri de Lozan’a yürüme fikriydi.

Başka yürüyüşleriniz olacak mı?

Evet. Şimdi Kıbrıs’ı baştan başa en güneybatısından, en kuzeydoğusunayürüyeceğim. İsmi ‘Köklerin Birleşimi’ olabilir. Orada yanıma para almayacağım. Tanrı misafiri olarak yürüyeceğim. İki amacım var. Birincisi kendi kendime yetebildiğimi göstermek, ikincisi her insanın iyi olduğunu göstermek.

En sevdiğiniz kitaplar hangileri?

Gandhi’nin Özyaşam Öyküsü

Foucault Sarkacı- Umberto Eco

Atatürk- Bir Milletin Yeniden Doğuşu – Lord Kinross

Afrikalı Leo- Amin Maalouf

Çok teşekkürler

Röportaj: Öznur Karaeloğlu

 

Yazılarımı Sizinle Paylaşmak İstiyorum