fbpx
Ebeveynler Ergen Çocukları ile Nasıl İletişim Kurabilir?

Ebeveynler Ergen Çocukları ile Nasıl İletişim Kurabilir?

Mesleğinizi seçerken eminim pek çok şeyden etkilendiniz. Psikolog olmaya nasıl karar verdiniz?

14 yaşındayken Duygu Asena’nın ‘Kadının Adı Yok’ kitabını okudum. Ondan çok etkilendim ve önsözünde de Duygu Hanım’ın hayatını okumuştum. İstanbul Üniversitesi, Pedagoji bölümünden mezun olduğunu gördüm. O zaman karar verdim. Ben de bu mesleği seçeceğim.  Dört tane bölüm yazdım ve hepsi de farklı üniversitelerdeki aynı bölümlerdi. Böylelikle mesleğe adım attım.

Daha çok kimlerle çalışıyorsunuz?

Ben daha çok ergenlerle çalışıyorum. Mesleğimin ilk senelerinde ilkokul çocukları, okul öncesi grupları ile çalışıyordum. Sonra çalışırken karar verdim ki ergenlerle daha iyi hissediyorum, daha iyi anlaşıyorum. Ergenlerin sorunları daha tipik. 

Kaç yaştan itibaren size gelebilirler?

Aslında meslektaşlarımla birlikte ofisimizde farklı yaş grupları ile çalışıyoruz.  Bize bebek de, yetişkin de geliyor. Her meslektaşım farklı yaş grubu ile farklı konularda çalışabiliyor. Ben daha çok lise öğrencileriyle çalışıyorum. Bazen 10 yaşında, 11 yaşında aldığım çocuklar da oluyor.

Çalışmalarınız nasıl oluyor? Sadece çocukla mı çalışıyorsunuz?

İlk çalışmayı anne baba ile yapıyorum ancak ergen her görüşmede olmalı, çünkü artık onun hakkında konuşuluyor ve çocuğun farkındalığı var. Ailenin bana söylemek istedikleri özel bir şey var ise onlarla özel bir görüşme yapıyorum. Sonra da ebeveyne diyorum ki: “Bunu açık açık söylememiz gerekiyor”.  Ergene hiçbir şey söylemeden, net ve dürüst olmadan, sır gibi ya da konuşmayı saklayarak güvenli iletişim kuramayız. Aynı şey ergen içinde geçerli. Eğer ergenin bana anlattığı şeyi eğer birlikte çözemiyorsak ona da ‘’Bak böyle bir şey anlattın bana, ailenin de bilmesi önemli, bu onlarla yaşadığın bir şey, sadece benimle çözebileceğin bir şey gibi durmuyor, onları da haberdar edelim, onlardan ne beklediğimizi anlatalım ve işin içine katalım.’’ deyip iletişimi açık ve güvenli hale getiriyoruz. Anne babayı tek başına almıyorum. Ama çocukla birlikte alabiliyorum. 

Ergenlerin nasıl sorunları var?

Duygusal iniş çıkışlar, içe kapanmalar, aile ile yaşadıkları çatışmalar, arkadaş ilişkilerinde yaşadıkları sıkıntılar, karşı cinse ilgi duyup o ilginin karşılığını bazen alamamak gibi sorunları var. Onlardan çok şey öğrendiğimi ve çok katkı aldığımı da düşünüyorum. Çünkü bence terapide öncelikli olan danışanla aramızdaki o ilişki. İlişkide karşılıklı alınan enerji, samimiyet, güven. Ergenler zaten çok rahat açılamıyorlar, çok rahat duygularını ve düşüncelerini ifade edemiyorlar ama o enerjiyi yakaladığınızda, hakikaten önemsendiğini, dinlendiğini, değer verildiğini hissettiğinde daha rahat açılıyorlar. Bence bir sürü teknik bilebilirsiniz ama o enerjiyi yakalayamadığınızda akmıyor, ilerlemiyor, bence o enerji kısmı iletişimi yakalamakta çok önemli.

Ergenlerde davranış değişiklikleri oluyor. Nasıl bir dönem yaşıyorlar? Ne düşünüyorlar?

Ergenlik döneminde gençler daha çok odalarında vakit geçiriyorlar. Kapılarını kapatmayı tercih ediyorlar. Arkadaşları ile sohbet yapacaksa duyulmadan, kapalı kapılar ardından konuşmayı seçiyorlar. Burası benim mahrem alanım. Benim alanım. Girilmesin. Mümkünse odadan sadece zaruri ihtiyaçlar için çıkıyorlar.

Ergenler mahremiyetlerini korumak istiyor. Şöyle bir bakış açıları olabiliyor: Ailem istiyor ki, onlarla beraber yemek yiyeyim”. Tamam, yemek sofrasına oturuyoruz. Tatlı tatlı bir sohbet başlıyor. Ama bir yerinde mutlaka beni eleştirecek bir şey buluyorlar. Babam konuşuyor, ardından sazı annem alıyor. İçinde bulunmaktan keyif almayacağım bir sohbete dönüşüyor. Cevap verirsem saygısızlıkla suçlanıyorum. Zaten dinlemiyorlar. Cevap vermezsem umursamamazlık ile suçlanıyorum. Bir de konu uzuyor. Ben konunun uzamasından da sıkılıyorum. Çünkü beni dinleyen yok. Ve orası yemek sofrası. Bütün gün birbirimizi görmemişiz. Tam keyifli bir ortam oluşacak. Ama o yemekte olmak bana haz vermiyor. Haz vermeyince de odamda olmayı tercih ediyorum.

Bazen de ailesinin bir bahaneyle odasına girmesinden yakınıyor. Sebep olmadan giremeyeceği için çamaşır yerleştirmek gibi bir bahaneyle odama giriyor. Bunların farkında oluyorlar.

Ebeveynlerin yaklaşımı nasıl?

Onlarda; çocuğunu görememekten şikayetçi. Sürekli odasında olmasından yakınıyorlar ve yemekte yakalamışken konuşmak istiyorlar.

Ergenlikte ne oluyor da bu kadar iletişimsizlik ortaya çıkıyor?

Anne babalar için ciddi bir uyum dönemi. Evlatları bambaşka biri haline geliyor. Artık çocuk değil ve onlar da çocuklarına nasıl yaklaşacaklarını, neyin iyi geleceğini hakikaten kestiremiyorlar. İki taraf için de başkalaşım ve değişim dönemi başlıyor.

Bu süreçte ergenler nasıl davranıyor?

İlkokul döneminde çocuğun tek sorunu öğretmeninin gözüne girmek, öğretmeninden olumlu geri bildirim almak, arkadaşlarıyla olumlu bir aidiyet yaşamak iken, ergenlik dönemi ile beraber kafası çok daha karışık ve aslında önemsediği ve değer verdiği daha farklı şeyler var. Artık tek derdi başarılı olmak, öğretmenin gözüne girmek değil. Öğretmeninden onay almak değil. Daha çok arkadaş ilişkileri önemsenmeye başlıyor. Dediğim gibi karşı cinsin dikkatini çekebilmek önemli hale geliyor. Herkesin bir sevgilisi var, bir çıktığı var, benim hala yok. Neden diye kendini sorguluyor.

Ayna karşısında geçirdikleri zaman artıyor. Kendilerine gösterdikleri özen artıyor. Rutin olan davranışlarında bir değişiklik varsa bize bir şeyin yolunda gitmediğini gösteriyorlar. O zaman o davranışların bir alt yazısını okumak lazım. Neden böyle davranıyorlar? Bazen anne baba çocuğun kendilerini kızdırmak için bunları yaptığını düşünüyor oysa onun orada bir ihtiyacı var. Bir şey söylüyor, orada bana yardım et çağrısı bile olabilir.

Ergenlikle beraber sorgulamalar da çok artıyor. Bu durum öğretmen öğrenci ilişkileri de çok etkiliyor. Sınıf içinde öğretmen küçük çocuklara davrandığı gibi davranmaya devam ediyorsa, ergen orada iyi hissetmediği zaman, öğretmenle o iletişimi sağlayamıyor ve dersine de çalışmıyor ve başarısız oluyor. Acaba okul başarısızlığı böyle bir şey mi? Hani öğretmenle yaşadığı bir şey mi? Ya da teneffüste arkadaşları ile yaşadığı ciddi bir şey mi? Ergen bir şeyi halletmeden rahatlayamıyor ve onu derse taşıyor. Evde çok gündemde tutulan bir konu varsa, abla, ağabey gibi yine kendini çok kaybolmuş, çok unutulmuş hissediyor. Fark edilmenin yolu sorun çıkarmak ise, bende sorun çıkarayım, beni de fark etsinler gibi bir neden bile ergenlik sorunlarına neden olabilir.

Ergen çocuklar ne yapmak istiyor? Ebeveynlere ne önerirsiniz?

Ergenlikte çocuk birey olmaya çalışıyor. Ve birey olmanın yolu da hayır demek, her şeye otomatik hayır cevabı gelmesinin sebebi bu. Bu bir birey olma savaşı! Artık ne söylediğinizden bağımsız, ona ne mesaj vermeye çalıştığınızdan bağımsız, uyumlanmamaya kendini şartlandırdığı bir dönem. Hayır demesi lazım. Kapı çarpması lazım. Arada bir öfkeli çıkışlar yapması lazım ki kendini var edebilsin. Ama biz anne baba olarak bekliyoruz ki, düne kadar bu çocuk çok uyumluydu, çok işbirlikçiydi, ne söylesem karşılığını alabiliyordum, birlikte yürüyebiliyorduk, şimdi ne oldu da bizimle gezmeye gelmek istemiyor. Bizimle tatile çıkmak istemiyor, söylediklerimi dinlemiyor, ne oluyor bu çocuğa, aslında oluşan bu yeni durum da çok sağlıklı. Normal bir süreçten geçiyor ve ona izin vermek lazım. Yani her çıkışını saygısızlık olarak düşünmeyin, arada kapı çarpmasına, biraz ses yükseltmesine izin verin. Civciv de yumurtasından çıkarken sakin sakin çıkmıyor. Parçalayarak çıkıyor. Çünkü kendini öyle var ediyor. İzin verin.

Ergen çocuğu olan ebeveynler çocuklarıyla nasıl iletişim kurabilirler?

Ergen çocukta değişen birçok şey var. Davranışlar değişti, notları değişti. Bugüne kadar sorun bile olmayan pek çok şey karşınıza çıkmaya başladı. Çocuğunuzda farklılıklar var, yolunda gitmeyen şeyler var. Belki seni biraz daha durgun görüyorum, biraz daha mutsuz, biraz daha düşünceli görüyorum. Açık, açık bunları konuşabilirsiniz.

Çocuğunuza;

Konuşmak ister misin?

Senin için yolunda gitmeyen bir şey var mı?

Bizim senin için yapabileceğimiz bir şey var mı? diye sorabilirsiniz.

Başarılı, iyi bir okula girmek için ve başarılı bir hayat için, önemli seçeneklerden bir tanesi sınavlar. Sınavlara hazırlıkta, ebeveynlere ve çocuklara ne tavsiye edersiniz?

Ebeveynlere tavsiyem, çocuklarını iyi tanısınlar. Çocuklarının kapasitesini, duygusal durumunu, alabileceği yükü iyi tartsınlar. Kimi çocuk saatlerce soru, test çözebilir. Dersaneye gider, özel ders alır, her boş zamanını belki soru çözmek için kullanır. O yoğun tempoyu kaldırabilir ve iyi hisseder ve başardıkça iyi gider ama her çocuk buna uygun değil. Ergenin potansiyeli çok iyi olabilir. Ama yapısı bu kadar yoğun çalışma temposuna uygun olmayabilir. Bazı anne babalar için de sınav senesi hayat duruyor. Hobi yok, gezmek yok, eve arkadaş çağırmak yok, sadece sınav var sayılıyor. Oysa çocuğun nefes almaya, rahatlamaya ihtiyacı var. Deşarj olmaya ihtiyacı var. En son model teknolojik aletler bile, şarja koymadığımız zaman, ya da şarja az koyduğumuz zaman götürmüyor, kapanıyor, çalışmıyor. Hepimizin nefes alacağı alanlara ihtiyacımız var. Ergenin de var. Ebeveynlere hep şeyi söylüyoruz. Sizin kendinize zaman ayırmanız gerekir. Uçaktaki ilk yardım kuralı gibi maskeyi önce kendinize, sonra çocuğunuza takacaksınız.

Ebeveyn ergenle konuştuğunda sesinin duyulduğunu çokta hissedemiyor, ergenin dünyasında neler oluyor? Gerçekten ebeveynlerinin sesini duymuyor mu?

Aslında konuştukları konuların üzerinde düşünüyorlar.  Anne babanın söylediklerini o anda kabul edip uyum sağlamayabilirler. Önceliklerini yeniden sıraladıkları bir dönemdeler. Aileyi duyuyorlar fakat onlara hak verdikleri konuları fark etmelerini istemiyorlar.

Bu dönemde yolunda gitmeye birçok şey olabilir ve ebeveynler de hepsini birden düzeltemeyebilirler. Bazı şeyleri görmezden gelmeleri belki de ileride çocuklarının yaşayacağı başarıyı daha sağlıklı hale getirecek. Ben her şeyden önce ilişkinin niteliğinin korunmasına, o ilişkinin büyüsüne çok inanıyorum.

İlişkiyi zedeleyip bir şeyler yapmaktansa önce o ilişkiyi kurmak, anlamak, hissetmek, dokunmak ve izin vermek yani ergen bir patlama yaşayacaksa da ona da izin vermek, onların dünyasında önemli. Ve her patlama saygısızlık değil. Böyle bir kriz anında iki dakika duralım. Ergen, ne söylemek istiyorsa hepsini söylesin. Bitirdiğinde, ‘Çok iyi anladım, şu anda çok çok kızgınsın ve bana kızgınsın. Biraz duralım. Sen de bir sakinleş, bende biraz düşüneyim. Biz bunu konuşalım.’ diye ebeveyn çocuğuyla iletişimini sağlıklı sürdürebilir.

Ebeveyn de onunla birlikte yükselirse o zaman ebeveyn-çocuk değil iki arkadaş gibi olunuyor. Onun için ebeveyn termometre olmamalı! Çocuk yükseldiğinde ebeveyn de yükselmemeli. Ebeveyn daha kontrollü olmalı, çünkü ergen henüz yetişkin değil ama siz öylesiniz. Ebeveynler barometre rolünde olmalı. En uygun optimum koşullar neyse, hangi ısıda olması gerekiyor ise o ilişki, onu ben sağlayayım. Henüz çocuk o kontrolü sağlayamaz. Eğer ebeveyn sakin olursa o da bir anda sakinleşecek. Dolayısıyla anlaşamadığınız konuyu biraz erteleyin. 

Ergene tam da o anda ne söyleyebilirler?

Şöyle söyleyebilirler: Seni çok iyi anladım. Bu aynı fikirdeyim demek değil! Ama seni çok iyi anladım. Bu haklısın demekte değil. Ama şu an sen ne yaşıyorsun, ne hissediyorsun bunu anladım. Bu da çok kıymetli. Şimdi bir duralım. Bir sakinleşelim. Çünkü etrafta o kadar fırtına dönerken onun beni duyması, anlaması bana ulaşması mümkün değil. Benim söylediklerimin de ona ulaşması mümkün değil. Eğer ona bir şeyler anlatmak istiyorsam bu doğru zamanlama değil. Bu fırtına dinmeli, herkes bir sakinleşip karayı görmeli ondan sonra bende bir ebeveyn olarak kendime gelmeliyim ondan sonra biz bunu oturup konuşabiliriz.

Ergene, sen böyle düşünüyorsun ama bende böyle düşünüyorum. Benim gibi düşünmek zorunda değilsin. Benim gibi hissetmek zorunda değilsin. Benim deneyimlerim var, benim kendi hikayem var. Benim hikayem ile senin hikayen aynı olmak zorunda değil. Ben bu yoldan gittim. Taş vardı, tökezledim. Sen bu yoldan gittiğinde o taş orada durmayabilir. Senin için akıcı bir yol da olabilir orası. Biz aslında deneyimlerimizden öğreniyoruz. Yani düşe kalka öğreniyoruz. Siz de çocuğunuza izin verin.

Ergen çocuğu olan ebeveynlere neler önerirsiniz? Çocuklarıyla nasıl iletişim kursunlar?

  1. Anlamak için dinle

Çocuğunuzu sonuna kadar dinleyin. Bütün cümlelerini dinleyin ve kendinize sorun çocuğunuz size ne diyor. Bunları söylerken çocuğumun duygusu ne? Sonra da çocuğunuzu anladığınızı, onun da anlamasını sağlayın.

  1. Anladığını karşı tarafa anlatmak
  2. Hissettirmek, her şekilde kabulümsün.

Neyi seçersen seç. Yani o kararın nedir? Seçimin nedir? Duygun nedir? Sen ne yaşadıysan kabulümsün. Sonra kendi düşüncesinden bahsetmek. Belki ben aynı fikirde değilim.

  1. En sonunda kendi fikrinden bahsetmek.

Bahsederken empoze etmeyin, sıfatlandırmayın, eleştirmeyin. Kişiliğini ezmeden fikrinizden bahsedin. Bazen de sadece seçenekleri söyleyebilirsiniz: “Tamam böyle düşünüyorsun, saygı duyuyorum ama bir de bu var. Diğer alternatifleri de duymasını sağlayın. Böylece aile ilgilendiğini, çocuğunun fikirlerini, duygularını önemsediğini ve olduğu gibi kabul ettiğini gösteriyor.

Öznel olarak sizin bakış açınızdan dünyanın meselesi ne?

Birbirimizi görememek, en yakınımızdakinin bile ne hissettiğini bazen anlayamamak. Sevgisizlik. Stres. Çok hızlı yaşamak durumunda kalmak ve durup anı yaşayamamak. Biz ya hep geçmişteyiz ya da gelecekte. Geçmişte pişmanlıklar, suçluluklar, yolunda gitmeyen şeyler var. Geleceği ise kimse bilmiyor. Ama bir sürü kaygı senaryolarımız var. Hem geçmişle hem gelecekle uğraşırken anda olanı kaçırıyoruz. Ve anda olan bence çok kıymetli.

En sevdiğiniz 3 kitap hangisi?

Seninle Başlamadı – Mark Wolynn

Işığın Yolu – Nilüfer Devecigil

Bütün Beyinli Çocuk- Daniel Siegel

Teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

 

Bilgi almak istediğiniz konular ve önerileriniz için:

E-mail: oznur@oznurkaraeloglu.com

instagram.com/oznurkaraeloglu

 

Call Now Button