Değişim Kapımızda!

Şu anda yaşadığımız Corona virüs (Covid-19) sebebiyle hepimizin hayatı değişime uğradı. Büyük çoğunluğumuz evlerimizde işlerimizi devam ettiriyoruz. Çocuklar online eğitime geçiyor. Sanki bir devir kapanıp yeni bir dönem başlıyor. Peki değişimler hayatımızı nasıl etkiliyor? Biz değişimle neler yaparız? Tolstoy değişimle ilgili çok güzel bir söz söylemiş:  “Herkes dünyayı değiştirmek istiyor ama kimse kendisini değiştirmeyi istemiyor” diyor. Değişimi kabullenip ona yelken açabilmek her zaman kolay olmuyor. Hepimizin alıştığı konfor alanları var. Her ne olursa olsun onlar değiştiğinde hayatımızdaki diğer alanlarda da değişimler oluyor. Tüm dünya gezegeni olarak yaşadığımız bu durum hepimizi etkiledi. Gördük ki; okul sadece binalarda olmazmış. Evde de online çalışılabilirmiş. Bu bir süreç elbette fakat bu süreci sağlıklı kucaklayanlar yepyeni fikir, düşüncelerle ve tabii ki bunları hayata adapte ederek gelecekler.

Siz değişmeye ne kadar isteklisiniz? Değişim bazen dışarıdan gelebilir, şu anda olduğu gibi ya da kendi içinizde bir karar verirsiniz ve hayatınızı daha da iyiye götürmek için konfor alanlarınızı aşarsınız. Ve bu bir karar meselesidir. Yine de kişinin sabırlı olması ve bu değişimi adım adım gerçekleştirmesi, devamını getirebilme azmine sahip olması da çok önemlidir. Alışkanlıklardan vazgeçmek, kendinizle ilgili hoşunuza gitmeyen özelliklerinizi törpülemek ya da mutsuz olduğumuz bir mesleği değiştirmek kolay olmayabilir. Ancak hiçbir şey imkansız değildir. Yeter ki bu değişime kararlı olun.

Bundan 200 yıl önce buharlı makinelerin icadıyla endüstri devrimi yaşandığında bir değişim gerekiyordu. Artık buharlı trenler ve gemiler vardı insanların hayatında. İnsan gücünün önemi azalmaya başlamıştı. Bu devrim kitlesel seri üretim ve makineleşmeye yol açmıştı. Günümüzde ise teknoloji bilgiyle özdeşleşmiş durumda. Bu durumda aslında değişim ve gelişimin en açık nedenlerinden de biri.

İnsanlar içsel ve dışsal olarak değişebilirler. Aslolan içsel değişimdir. Dışsal olarak belki bir imaj oluşturabilir. Ancak değişim yüzeyde kaldığında etkili olmayacaktır. Mevlana “testinin içinde ne varsa dışına o çıkar” derken insanın içinde bulunanın önemini vurgulamış.

Değişim süreci boyunca belirsizliğe doğru yol alırız. Bilinenden, alışılandan farklı yöntemler denendiği için kişi otomatik pilottan çıkar ve kafası karışabilir. Yine de istekli olmak, yarı yolda pes etmemek gerekir. Bu yolculukta tek başımıza değiliz. Bizim gibi düşünen hisseden, algılayan, çalışan pek çok kişi var.

Küçük adımlarla başlayan bu değişim zamanla kartopunun büyümesi gibi gelişerek devam eder. Üstelik kişinin değişimi çevresinde de değişim meydana getirir. Yaşamla dans etmek gibi. Biri ayağını değiştirdiğinde diğeri de değiştirir.

Değişim için sabırlı olmakla birlikte ani, sert dönüşümler yaşamaktan da kaçınmak gerekir. Kişinin değişime adapte olarak, özümseyerek ilerlemesi çok önemlidir. Değişim zaten kendinizi daha iyiye ve güzele ulaşabilmek için bir araç dolayısıyla kendinize zaman tanıyın.

Kimse kimseyi değiştiremez yalnızca değişmesi için uygun ortam hazırlanabilir ya da bu hissettirilebilir. Bir İngiliz atasözü: ‘ Bir atı dere kenarına su içmeye götürebilirsiniz ama onu su içiremezsiniz.’ der. Kişiler özgür seçimleriyle yepyeni olasılıklara açılabilir. Bu da başlıbaşına bir değişimdir.

Değişim ne zaman gereklidir? Bu sorunun cevabı sizde.  Değişim kapıda, eğer gerekli hale gelmeden değişirseniz çok daha kolay olacaktır. Goethe’ nin dediği gibi “Tabiatta her şey bir değişimdir ama her değişimin ardında sonsuzluk yatar”. Değişimin bize sonsuz olasılıkları nelerdir?

 

Sevgiler

Öznur Karaeloğlu

Call Now Button