fbpx
Bu Dönem Ütopya İstiyor

Bu Dönem Ütopya İstiyor

Hakan Habip kendini takıntılı anlam taciri olarak tanımlıyor. Çocuklardan çok şey öğrendiğini her zaman dile getiriyor. Bilim Kahramanları Derneği’nin kurucu başkanı olan Hakan Habip dernekle çocukları bilim, sanat, teknoloji ve takım çalışmasıyla yoğurup, geleceğe hazırlamak amacında. 

Bilim Kahramanları Derneği 6 yaşından 19 yaşına kadar çocuk ve gençlerin topluma duyarlı, bilim insanı ve mühendis olarak görmelerini sağlayan bir organizasyon.

Dernek;

  • Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor/FIRST LEGO League Junior
  • Bilim Kahramanları Buluşuyor/FIRST LEGO League
  • Dünya Robot Olimpiyatı/World Robot Olympiad
  • Merak Makinesi – Boeing ile işbirliğinde
  • Yılın Bilim İnsanı Ödül Töreni                                                                                                                      etkinliklerini düzenleyerek etkisinin yayılmasını sağlıyor.

 Bilim Kahramanları Derneği nasıl ortaya çıktı? 

Bilişim sektöründe çalışıyordum ve firmanın uluslararası operasyonundan sorumluydum. Bu bölüm iki kişi ile nerdeyse sıfırdan noktasından, 120 kişi ile altı sene içinde neredeyse 1,2 milyar $ cirolu bir yapıya dönüştü. Sonra ayrıldım. Özgüveni çok arttıran değerli bir deneyimdi. “Bunu yaptım, her şeyi yaparım” duygusunu yaşadım.

O dönemde Fransa ofisi iyi durumda değildi ve ben doğru dürüst Fransızca konuşmadan oraya gittim. İlginç insanlarla tanıştım, ilginç deneyimler yaşadım. Bilişim sektörünü çok yakından tanıma fırsatım oldu.  4,5 sene sonra Türkiye’ye döndüm.  Bilişim sektöründe kendi kendime bir proje verdim: ‘’daha iyi bir internet servis sağlayıcısı nasıl tasarlanır?’’ Düşünürken, olumlu değişimle ilgili inanılmaz basit adım ve kurgular çıktı karşıma.

Olumlu değişim ne demek? Bunun bir reçetesi var mı?

Hepimiz olumlu değişimle ilgili çalışıyoruz.  Reçetesi var.  Adımları var.  Tabi başlarken, aklımda olumlu değişim falan yoktu.  Finansal değeri olan bir internet servis sağlayıcısının ‘sadık paydaş kitlesinin’ olması gerekliliğini gördüm. Buna sadece müşteri demek istemiyorum. Eğer amacımız “değer üretmekse” yolumuz “sadık paydaş kitlesi inşa etmek” diye özetleyebileceğim bir eşitlik çıktı karşıma.  Bugün her firma, her web sitesi sadık paylaş kitlesi elde etmeye çalışıyor.  Bizler kişisel olarak da öyleyiz.  Tabi dernek de öyle: faydalanıcıları (müşterileri: çocuklar, veliler, öğretmenler, bilim-takım çalışması becerileri olan kişilerle çalışmak isteyebilecek her kurum), tedarikçileri, çalışanları, gönüllüleri ve bağışçıları (ortakları.)

Ortak bir dil çıkarttınız aslında değil mi?

Evet ortak bir dil, bir hedef çıktı ortaya. Hepimiz “sadık paylaş kitlesi” kurmak için buradayız. Hatta karıncalar da öyle, arılarda öyle. Yaşamla ilgili evrenle ilgili bir çeşit “imza” olduğunu düşünüyorum.  En üstte sadık paydaş kitlesi, onun altında topluluk oluşturma, öğrenmek, dinlemek, konuşmak, yaşam. Peki ondan öncesi var mı dedim. “Samimiyet” çıktı önüme. Dolayısıyla iki kişinin samimiyetinden yeni bir hayat ortaya çıkıyor.  Basamakları çıkıp, üretiyor.

Yedi basamaklı merdiven dediğim şey bir çeşit ara yüz.  Kanımca, hepimiz bununla doğuyoruz. Sanki bunlar duvarda yazılıydı ve şans eseri, geçerken, yazılanları okuyabildim. Doğru zamanda, doğru yerde ve doğru açıdan bakıyordum.

İnternet Vadisi isimli bir proje yazdım. Türkiye’nin bilişimle kalkınmasını ve bu kavramları da  bu projenin içine gömdüm.  Akademisyenler, siyasetçiler, iş dünyasından pek çok kişiyle görüştüm, ancak destek bulamadım.  Projeyi beklemeye aldım.  Bu sırada Fatma’yla evlendim, 2002 yılında kızımız doğdu. 2003’te Fatma kızımızla vakit geçirmek için çocukları bilim ve teknoloji ile yaklaştıran bir etkinlik merkezi kurdu.  İlk günden o merkezde robotik aktiviteleri vardı. Bir sene sonrada Amerika’daki FIRST Vakfının turnuvalarını görünce bu turnuvaları Türkiye’ye getirmeye karar verdik.   Fikir olarak yazıp çizdiğim şeyler, böylece gerçeğe dönüştü.

Turnuvalar ne zaman başladı?

2004 yılında FLL Türkiye adı altında turnavaları düzenlemeye başladık.  Sonra gönüllü ekip büyüdü.  Biz de adını, “kitlemiz” için daha anlamlı olacağını düşündüğümüz: “Bilim Kahramanları” olarak değiştirdik ve derneği kurduk.

Kendinizi takıntılı anlam taciri olarak tanımlıyorsunuz. Anlamla ilgili ne söylemek istersiniz?

Anlamı olmayan şeyler yaptığımızda köleleşiyoruz. Anlamı olan şeyler yaptığımızda güçleniyoruz.  Dolayısıyla kullandığımız kelimelerin anlam ifade etmesi, eylemlerin anlam ifade etmesi çok değerli.  Eğer kendimizi inşa edeceksek, insanlık olarak mutlaka anlam bulduğumuz şeyleri yapmamız lazım.  Oysa eğitim sistemi içerik ve yöntemleri olarak anlamsızlaştırma üzerine bir model.  Tarih öğreniyoruz, ezberliyoruz.  Ezberlemek demek anlam bulmamak demek aslında. Eğitim sisteminde anlam bulamayan her şey çocukların aslında ya eğitimden uzaklaşmasına ya da her geçen gün köleleşmesine sebep oluyor.  İkisi aynı şey.  Tüm dünyada bu böyle.  Sadece Türkiye’ye özgü değil.

Bilim Kahramanları ne anlatıyor? Bu kelimeler nasıl bir araya geldi?

Bilimi “deneme yanılma” olarak tanımlıyoruz, kahramanlığı da “yılmamak” olarak tanımlıyoruz. Bir bebek deneye yanıla yürümeyi öğreniyorsa aslında hepimiz bilim kahramanı doğuyoruz.  Bilim Kahramanları benim bildiğim en kapsayıcı kavram.  Herkesi kucaklayan, kimseyi dışlamayan bir organizasyon.

Turnuvaların kazanımları neler?

En önemlisi özgüven, karşılıklı güven. Çocuklar başka insanlara güvenebileceğini biliyor. Orada yüzlerce çocuk var ve hepsi benzer bir coşkuyla enerjiyle orada ve kendileri gibi olan çocukları görüyor ve hepsiyle birlikte bir şeyler inşa edebileceğini biliyor. Çocuklar serbest olduklarında inanılmaz coşkulu, paylaşımcı bir şekilde üretiyorlar. Turnuvalarda birbirini tanımayan takımlar birbirleri için tezahürat yapıyorlar.

Bu etkinliğin değerleriyle ilişkili. Çok dengeli bir tasarımı var. Bir taraf bilimsel çalışma bir taraf değerler bir taraf tasarım ve kodlama.  Çocuklar değerleri ve bu dengeli yaşam biçimini içselleştiriyorlar, yayıyorlar, yaşatıyorlar, tabi sonrasında yaşamlarında benzer durumları arıyorlar, talep ediyorlar.  Olumlu değişim mi demiştik?

İlginç anılarınız vardır? Birkaç tane anlatır mısınız?

En son turnuvada 40 ülkeden 82 takım vardı ve Ukrayna takımı ödülü aldı.  Sahnenin hemen önünde Diyarbakır’dan iki genç Ukrayna bayrağını sallayarak o takıma tezahurat yaptı.   Hiç tanımadıkları o üç gün boyunca tanışmış oldukları çocuklarla inşa etmiş oldukları dostluğu yansıtan bir coşkuydu.  Benzeri anları yaşayıp, göz yaşlarına hakim olmak çok zor.

Tabi, Mardin, Midyat’tan Sivrice Dream takımı var. Ulusal turnuvada İspanya gidecekleri belli oldu. Ödül alırken ‘Biz buraya Gaziantep’ten bir takımla birlikte geldik. Onları da sahnede görmek istiyoruz’ dediler.  Bunlar bizim tamamiyle dışımızda fakat bilim kahramanlarının öz değerleriyle de örtüşen şeyler.  İki örnek verdim.  Her sezon belki onlarca, yüzlerce benzeri iç gıcıklayan sahne yaşanıyor.

Dünyanın sorunu ne ?

Şiddet.

Eksikliği ne?

Ütopya eksikliğimiz var. İnanabileceğimiz bir ütopya eksikliğimiz var. Değişim çok hızlı. Siyasetin dili tüm dünyada şiddetin dili.  Eğitimin ara yüzleri de öyle.  Şiddet çok yoğun hayatımızda.  Bu dönem “ben ütopya istiyorum” diye bağırıyor. Ütopyanın bir kurgusu olacaksa bunu çocuklar yapacak.

Şiddet derken neyi kast ediyorsunuz sadece fiziksel şiddet mi?

İnsanlar kendi kendilerini de şiddet uygulayabilirler örneğin kişinin kendini ketlemesi, durdurması bu da bir şiddet. “Ben bunu yapamam” dediğinde kendine uyguladığı bir şiddet var. “Ben o kadar iyi değilim” dediğinde yine kendine şiddet uyguluyor.

En sevdiğiniz üç kitap hangisi?

17-18 yaşında okuduğum Pardayanlar beni çok etkilemişti. Şövalyelik, kahramanlık. Halk tarafından çok sevilen bir karakter.  Haksızlıkların her daim karşısında.  Pardayan kahramanım.

Pardayanlar- Michel Zevaco (10 ciltlik bir dizi)

Karamozov Kardeşler- Dostoyevski   Alisha karakaterinin sorumluluk, duyarlılık duygusu çok etkilemişti.  Dostoyeski, insanı çok iyi tanıyan, tanıtan, içinde hissettiren bir yazar.  Kahramanım.

Madde 22- Joseph Heller  Savaş sırasında yaşananlar.  Hem düşündüren, hem de güldüren.  İnsan ruhu hakkında umut veren bir karakter Yossarian karakteri.  Bir diğer kahramanım.

Kitap dışında şarkıcı da kabul edersen: Bruce Springsteen, fakir halkın yaşamıyla ilgili, gizli kahramanlarla ilgili yazan, çok değer verdiğim bir başka kahramanım.

Çok teşekkürler

Röportaj: Öznur Karaeloğlu

 

 

Call Now Button