Bebeklere Bütüncül Bakmak Gerekiyor

Bebeklere Bütüncül Bakmak Gerekiyor

Ebeveynler yenidoğan bebeklerini uyutmakta zorluk yaşayabiliyorlar. Bebekleri, çocukları kolaylıkla uyutmanın bir yolu var mı? Uyku eğitimiyle ilgili sizden bilgi alabilir miyiz? Uyku eğitimine ne zaman başlanmalı? 

Bebek doğduğu andan itibaren onu eğittiğimiz bir çok alan var. Beslenmesini, günlük rutin bakımlarını en faydalı olacak şekilde yapıyoruz. Bunları yaparken aynı zamanda ona bir şeyler öğretmeye çalışıyoruz. Bebek bunları bilmiyorken nasıl ki biz ona bunları öğretiyoruz, uyku için de aynı şey geçerli. Nasıl kaliteli uyuması gerektiğini ona öğretiyoruz.

Bilim insanlarının keşif ve tecrübeleri sonucunda kendi yöntemleriyle uyuttuğu bebekler var. Bu konuda birçok yöntem var. Bu yöntemlerin bazısı yenidoğan döneminden, kimisi üçüncü ayda ya da altıncı ayda başlıyor.

Ben uyku eğitimine ilk olarak bilimsel kısmı ile başladım. İlk önce uyku fizyolojisinin ne olduğunu öğrendim. Uyku fizyolojisinde şunu net söyleyebilirim: bir bebeğin uyku eğitimine başlanma zamanı aslında altıncı ay ve sonrası.

Peki önceki dönemde bir şeyler yapılmıyor mu?  

Evet elbette yapılıyor ama bunlarda eğitim öncesinde hazırlık kısımları oluyor. Bu hazırlıklar o dönemde var olan sorunları çözmede çok başarılı oluyor. Bizler uykuları REM ve nonREM şeklinde uyuyoruz. Beyin fizyolojisi henüz buna müsait olmadığı için, hala büyümeye devam ettiği için bebekler 6. aya kadar bizim gibi uyuyamıyor. 6. ayda da düzenli uykuya geçişleri zaman alıyor. Uyku sırasında çocuklar; aktif uyku ve sessiz uyku dediğimiz uykuyu uyuyorlar. İlk başta uyuduğunda çok derin uykuya geçiyorlar ama ondan sonra daha aktif hale geçip hareketleniyorlar. Yaklaşık 40 dakikalık bir periyot ile bu durum devam ediyor.  Bebeklere fizyolojik olarak hazır olmadıkları dönemde uyku eğitimi verilmesini açıkçası pek uygun bulmuyorum.

Bebekleri uyutmak için sallamak bir yöntem mi? Sizin uyku eğitiminizde önerileriniz neler?

Bebekleri sallayarak uyutmayı doğru bulmuyorum. Bebek kesinlikle sallanarak uyutulmamalı. Bu bebeğe farklı bir uyaran veriyor. Aynı otobüse bindiğimizde hemen uykumuzun gelmesi gibi. Aslında bunun sebebi Cerebellum’un (beyincik) uyarılması sonucunda  beynin bu strese kendini kapatmasıdır. Hiçbir zaman bu bebeği kaliteli uyutmaz. Bizi de kaliteli uyutmaz. O yüzden yolculuklarda uyursunuz ama uyandığınızda kendinizi yorgun hissedersiniz. Burada da aynı mantık söz konusu.

Bunu ilk 3 ayla ilgili söylemiyorum, ilk üç ay bebekle tanışma evresi, üçüncü aydan sonra bu kuralı devreye sokuyoruz.

Uyku ritüelleri olarak ne öneriyorsunuz?

 Uyku ritüellerine girerken ailelere mutlaka bir uyku arkadaşı eğitimi veriyorum. Uyku arkadaşının gerçek anlamda ne olduğunu aslında bunun oyuncak olmadığını mutlaka söylüyorum. Bununla birlikte emzik kullanılmasını öneriyorum. Emzik yenidoğan bebeklerde ani ölüm risklerini önlüyor. Bu konuda yapılmış çok araştırma var. Uygun zamanda ve doğru taktiklerle emzik kullanmayı destekliyorum.

Bebeği uyutan, uyku arkadaşı anne de olabilir, baba da olabilir. Bebeği uyutmak sanki annenin göreviymiş gibi bir durum var. Böyle bir şey söz konusu değil, bebeği uyutmak hem annenin hem de babanın sorumluluğunda. Buradaki doğru kelime ‘’ebeveynlik’’. Nasıl ki bebeğin ağzı annenin memesine geldiğinde annedeki oksitosin hormonu salgılanıyor ve artıyorsa, bebeğin babayla teması sırasında da babalardaki oksitosin hormonu artıyor. Ve oksitosin hormonu artınca bebekle ebeveyn arasında mükemmel bir bağlanma oluyor. Dolayısıyla hem anne hem de baba bu görevi eşit olarak paylaşmalı.

Bir de bebeğe ninni söylenmesi ya da bir şarkı veya beyaz gürültü dediğimiz elektrikli süpürge, saç kurutma makinesi gibi aletlerin çalıştırılması yine bebeğin uykuya geçişini kolaylaştırıyor. Ama tabi yine belirli ayları var.

Beyaz gürültü dediğiniz şey televizyon sesi gibi bir ses mi? Neden bebekler böyle düzenli sesi seviyor?

Hayır televizyon sesini önermiyorum. 3T dediğimiz görsel olarak ‘’televizyon, tablet, telefon’’ asla ilk 2 yaşta bir bebeğin hayatında olmamalı. Keşke sonra da olmasa. Beyaz gürültü dediğimiz şey aslında şu: Bebek anne karnındayken, annenin ana damarı bebeğin hemen arkasından geçiyor. Bebek her zaman bir ‘’VuvVuvVuv’’ şeklinde bombardıman sesi duyuyor. Sürekli bu sesi duyduğu için de benzer seslere yakın hissediyor, kendini daha güvende hissediyor. Bebek için rahatlatıcı olduğundan öneriyorum.

Bebek uyku eğitimini ebeveynlere veriyorsunuz. Ebeveynlerin uyku kalitesi de yükseliyor mu?

Kesinlikle yükseliyor. Her şeyden önce bebek rahat uyuduğunda aile de rahat uyuyabiliyor, kendine vakit ayırabiliyor. Olay sadece uyku değil. Çünkü özellikle anneler bebekten bağımsız bir şey yapamıyorlar. Ama uyku eğitimini güzel bir şekilde verince, çocuk diyelim ki 3 saat çok iyi uyuduysa, anne kendine üç saat ayırmış oluyor. Eğer gece ise üç saat kendi için uyumuş oluyor. Bu çok önemli, gece uykusunu iyi uyuyan anne sabah dinç uyanıyor. Bebekle beraber yatıyorum, onunla beraber kalkabiliyorum. Ekstra bir ihtiyacımız olmuyor ya da 40 dakikada bir uyanmıyor. Bunlar çok önemli şeyler bir anne veya baba için.

Uyku konusunda başka neler söylemek istersiniz ?

Uyku eğitim metodları, yöntemleri çok fazla ama bu noktada benim belirtmek istediğim çok önemli bir şey var. Uykuyu sadece uyku olarak değerlendirilmemeli. Yani bebeğin beslenmesinden tutunda, aktivitesine kadar her şey bir bütün. Bebeğe bütüncül olarak bakıp, hangi uyku yöntemini seçip seçmeyeceğimize karar vermek lazım. Yani tek bir yöntem üzerinden giderek ‘çocuğa sadece uyku eğitimini deneyeyim, geriye kalan hiçbir şeye bakmayayım demek’ doğru değildir. Sadece bunu eklemem gerekiyor. Bebeğin bütüncül olarak her şeyine bakacaksınız. Ve ona göre de o bebeğe hangi uyku eğitimi gerekliyse, hangisi doğruysa onu uygulayacaksınız. Çünkü çok farklı uyku eğitim yöntemleri var.

Uyku yöntemlerinden birkaç tanesini söyler misiniz?

Mesela en meşhurları, ki benim de oldukça beğendiğim ‘Tracy Hogg’un Şşş-Pat Yöntemi’. Anne bebeği doyurduktan ve uyku semptomlarını gördükten sonra omzuna yatırıyor ve çok naif bir ses ile şşşş diyor. Pat, pat da sırtına vuruyor. Bebeği sakinleştirerek kucağında uyutma yöntemi. Bu birincisi.

İkincisi Yatır – Kaldır Yöntemi var. Aile bebeğin kendi odasında kendi yatağında uyumasını istiyor ise o zaman bu yöntemle uyutabilirler. Burada ailenin tercihi de çok önemli. Bebekte uyku belirtileri başladığında, bebeği yatağına yatırıyorlar. Ebeveyn bebeğin yanında bulunuyor. Sakinleştirmeye çalışıyor. Eğer ki bebek çok huzursuz olursa, kucağına alıyor sakinleştiriyor. İlk sakinleştirdiği anda tekrar yatağına koyuyor ve uyumasını sağlıyor. Yatır kaldır yöntemi bu. İnanılmaz farklı yöntemler de var ama en popüler olanları bunlar.

Bebek büyüdükçe daha farklı yöntemler de var. İlerleyen yaşlarda bunu daha çok kullanıyoruz. Mesela ‘Elastik Bant Yöntemi’ var. Sandalyeyi bebeğin yanına koyup, her geçen gün kapıya doğru yaklaşarak çıkma, aslında ben evdeyim. Seninle beraberim. Sen uyumaya devam edebilirsin. Ben seni güvende tutacağım mesajını vermek. Buna benzer bir sürü yöntem var.

Şu aralar tüm dünyada en çok konuşulan konu Corona virüs, bize bu konuda bilgi verebilir misiniz?

Corona virüs insanlarda uzun zamandır dönemsel hastalık yapan bir virüs grubu. Corona virüsler hayvanlardan insanlara bulaşıyor. Bulaştığı bir hayvanda bu virüs bir şekilde kendini değiştiriyor ve sonrasında insanlara bulaşabilecek duruma geliyor. Bu defa da insandan insana bulaşabilme haline geçiyor. İşte bu da büyük salgınlara sebep oluyor. 2002’de ve 2013 yılında ciddi kayıplara yol açtı. İlk olarak 2002 yılında Çin’de ortaya çıktı. Misk kedilerinden insanlara geçti. Virüse ‘’SARS’’ adı verildi ve ciddi anlamda ölümlere sebep oldu. Ondan sonra 2012-2013 yılında bu sefer Orta Doğu’da ortaya çıktı. Tek hörgüçlü develerden insanlara bulaştı. O da tüm dünyaya yayıldı. Ona da ‘’MERS’’ ismi verildi. Bu yıl ortaya çıkan virüs yine Corona grubundan fakat henüz hangi hayvandan insana geçtiği bulunamadı. ‘’Covid-19’’ ismi verildi. Hızlı bir şekilde dünyaya yayıldı. Dünya Sağlık Örgütünün gündeminde şu an, vaka sayısı ve kaç tane ölüme sebep olduğu zaten net saptanabiliyor. Şu an yaklaşık 5 bin kişi. 

Çocuklu aileler Corono virüs’ten korunmak için neler yapmalı?

Aslında her hastalıkta korunmamız gereken şeyleri yapmamız gerekiyor. Mesela; bir kere kalabalık ortamlarda bu kış döneminde bulunmak doğru değil. Eğer ki zaten ortamlarda öksüren, hapşıran, hastalık semptomları olan birileri varsa orada olmamak gerekiyor. Eğer bu sizseniz, topluluk içine girmemeniz gerekiyor. Benim ailelere en çok söylediğim şey şudur: Ana okuluna, kreşlere çocuklarınızı hastayken göndermeyin. Hastalığı varsa göndermeyin. Bir şey olmaz demeyin. Eğer ki hasta biri varsa da çocuğun ailesine bunu bildirmek lazım. Bunu çoğunlukla okuldaki öğretmenler yapıyor. Çünkü kreş ortamları çok fazla enfeksiyona elverişli ve bulaşıcı ortamlar. Dolayısıyla bu açıdan dikkat etmek gerekiyor. Ama bu şu demek de değil: ‘’Çocukları kreşe göndermeyin’’. Çünkü kreş aynı zamanda bir çocuk için olumlu bir ortam.

Bir diğeri koruyucu önlemler almamız gerekiyor. Örneğin, el yıkama, el hijyeni çok önemli. Elleri en az 20 saniye süreyle yıkamalıyız.

Öksürürken, hapşırırken ağzımızı dirseğimize gelecek şekilde hareket etmeliyiz.

Ebeveynler yanında hem bebeklere uygun dezenfektanı hem de kendilerine uygun dezenfektanı ayrı bulundurmalı. Bu dezenfektanlarla kendinizi koruyun. Mesela metroya bindiniz, otobüse bindiniz, kalabalık ortamdasınız ve bu sizi rahatsız ediyor ise dezenfektan kullanın. Gerekirse maske takmaktan çekinmeyin. Maske bizi hastalıklı gibi gösterir diye endişe ediyor ya insanlar, eğer kendinizi koruyacağınıza inanıyorsanız mutlaka takın.

Tabii bir de işin daha da önemli kısmı, bağışıklık sistemini güçlendirmek gerekiyor. Hemen ilaçlara sarılmadan önce beslenmemize dikkat etmemiz gerekiyor. Beslenmede bağışıklık sistemini güçlendirici C vitamininden zengin meyveler, sebzeleri ağırlıklı bir şekilde tüketeceksiniz. Onunla birlikte beslenme çeşidinizi karbonhidrat, yağ ve protein oranlarınızı iyi tutacaksınız. D vitamini iyi alacaksınız. Çinkoyu iyi alacaksınız. Güneşe iyi maruz bırakacaksınız kendinizi.

Çocuklar da kışın açık havaya çıkartılmalı mı?

Kış döneminde hasta olmasın diye çocuğu dışarı çıkarmıyorum demeyin. Dışarı çıkartın. Çocuğun üşümesinden, dışarı çıkmasından çocuk hasta olmaz. Dışarı çıktığı zaman tam tersi daha iyi olur. Çünkü birincisi D vitaminine, güneşe daha çok maruz kalıyor. İkincisi ise açık hava, çocuğu daha da iyi hale getiriyor, kapalı havadan uzaklaşmış oluyor. Üçüncüsü çocuğun aslında mizacını değiştiriyor. Keyifli çocuk zaten hastalığı da keyifle yeniyor. Bunu net bir şekilde söyleyebilirim.

Çok teşekkürler

Röportaj: Öznur Karaeloğlu

 

 

Call Now Button